Altın cephesinde 20 milyar dolar askıda: Mücevher İhracatçıları Birliği açıkladı

Haber gorseli

Hindistan ve İtalya’nın ardından dünyanın en büyük üçüncü mücevher üreticisi olan Türkiye, son iki yıldır ihracat rakamlarında ciddi bir erime yaşıyor. Mücevher İhracatçıları Birliği’nin (MİB) yeni yönetimi tarafından düzenlenen basın toplantısında paylaşılan verilere göre, sektör 2026 yılının ilk yarısında Türkiye’de ihracatı en çok düşen alan oldu.

DÜŞÜŞÜN ANA NEDENİ: ALTIN İTHALAT KOTASI

Ekonomim’de yer alan habere göre; Nisan ayında göreve gelen MİB Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Özcan, yaşanan sert daralmanın baş sorumlusu olarak 2023 yılında cari açığı düşürmek amacıyla yürürlüğe konulan altın ithalat kotasını işaret etti. Özcan, “Kota uygulaması nedeniyle Türkiye’deki altın fiyatları ile uluslararası piyasalar arasında kilogram başına 15 bin dolara ulaşan farklar meydana geldi” dedi.

Sektörün kilogram başına ürettiği işçilik katma değerinin ortalama 4 bin 500 dolar olduğunu belirten Özcan, bu denli yüksek bir maliyet farkının alıcılara izah edilemediğini ve uzun yıllar süren çabalarla kazanılan müşterilerin Çin, İtalya ve Endonezya gibi rakiplere yöneldiğini vurguladı.

“İHRACATÇI BEKLERKEN İTHALATÇI OLDUK”

Kotanın cari açığı azaltma hedefine ulaşamadığını belirten Özcan, sektörün rekabet gücünü kaybetmesiyle Türkiye’nin net ihracatçı pozisyonundan net ithalatçı konumuna düştüğünün altını çizdi. Özcan, “2021 yılında 700 milyon dolar seviyesinde olan bitmiş takı ithalatı, 2024 yılına gelindiğinde 6,6 milyar dolara fırladı. Kotanın yanı sıra Dahilde İşleme Rejimi’ndeki kapasite kısıtlamaları, ithalat izin süreçleri ve Darphane’nin bürokratik zorunlulukları da üretim çarklarını yavaşlatan diğer etkenler oldu” ifadelerini kullandı.

MİLYARLIK RANT VE İSTİHDAM KAYBI

Özcan, uygulamanın yalnızca ihracatı değil, istihdamı ve kayıt dışı ekonomiyi de derinden etkilediğini belirtti. İç piyasadaki makasın milyarlarca dolarlık haksız kazanca ve altın kaçakçılığına zemin hazırladığını belirten Özcan, devletin bu konuda ciddi operasyonlar yürüttüğünü, ancak köklü kuyumculuk firmalarının bu durumdan en büyük zararı gördüğünü ifade etti. Özcan, “Kota öncesinde yaklaşık 250 bin kişiye istihdam sağlayan sektör, son iki yıllık süreçte yetişmiş iş gücünün yüzde 30 ila 35’ini kaybetti” dedi.

Kotanın sektörün en yoğun yatırım dönemine denk geldiğini ve fabrikaların kapanmasına yol açtığını vurgulayan Özcan, “Kota uygulanmasaydı bugün rahatlıkla 20 milyar dolarlık ihracatı konuşuyor olurduk” dedi. Mevcut gidişat sürerse 2026 yılı ihracatının 7-8 milyar dolar (yaklaşık 100 ton) seviyesinde kalması öngörülüyor.

Toplantıda paylaşılan TİM ve TÜİK verileri, yaşanan kaybın istatistiksel boyutunu da ortaya koydu.

TİM verilerinde ise 2026’nın ilk 6 ayında mücevher ihracatı yüzde 33,2 azalışla 4,3 milyar dolardan 2,9 milyar dolara geriledi. Külçe altın ve has gümüş hariç tutulduğunda bu düşüş yüzde 47’yi buldu.

TÜİK verilerine göre; sektörün toplam ihracatı yüzde 23 düşüşle 6,4 milyar dolardan 4,9 milyar dolara inerken; külçe ve has gümüş hariç mamul ihracatı yüzde 36’lık daralmayla 4,6 milyar dolardan 3 milyar dolara düştü.

İşlenmiş altından mamul ürün ihracatı yüzde 62 azalarak 1,69 milyar dolara, gümüş ürünleri yüzde 28’e, pırlantalı takı ihracatı ise yüzde 2’ye geriledi. İlginç bir şekilde işlenmemiş gümüş ihracatında yüzde 537’lik rekor bir artış yaşandı.

MİKTAR KAYBI: GEÇTİĞİMİZ YIL 125,3 TONA GERİLEDİ

Türkiye’nin en büyük rakiplerinden İtalya’dan yapılan ithalat 2019’da 298 milyon dolarken, 2024’te 5,8 milyar dolara kadar tırmandı. Geçtiğimiz yıl bu rakam 2 milyar dolara inse de Türkiye, İtalya için en büyük pazar konumunu korudu.

yok

Author: Serkan Doğan